Hasan Ferid Alnar

İstanbul, 11 Mart 1906
Ankara, 27 Temmuz 1978

Türk Beşleri olarak anılan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kuşak çok sesli müzik bestecilerinden oluşan grubun bir üyesi olan Hasan Ferid Alnar, 11 Mart 1906’da İstanbul’da dünyaya gelir. Alnar’ın babası posta memuru Hüseyin Alnar, annesi ise kanun ve ud çalan ve güzel sesi ile tanınan Saime Alnar’dır. Ud çalan Amcası galip alnar’ın geniş müzik çevresi dolayısıyla Alnarlar’ın evinde sıklıkla müzikli toplantılar yapılmaktadır. Böylece Ferid Alnar, çocukluk yıllarından itibaren Türk makam müziği ile tanışma fırsatını yakalar.

1914’de Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla birlikte, İttihat ve Terakki İlkokulu’ndan alınarak, yabancı dil öğrenimi alabilmesi için ailesi tarafından Yedikule’deki Alman Okulu’na verilir ve bu okulda hafta sonları üç sesli okul korosuna katılarak henüz 8 yaşındayken çok sesli Avrupa müziğini tanımaya başlar. evlerindeki meşk ve fasıllarda kanun çalan Vitali’den ders alanmaya başlayan Alnar’a, dört ay sonra öğretmeni, artık kendisinden öğreneceği bir şey kalmadığını söylemek zorunda kalır (Okyay, Alnar’ın kendi biyografisinden).

12 yaşında İstanbul’un en iyi kanun icracıları arasına girer ve 1921’de, 13 yaşındayken ilk eseri olan Tâhirbûselik makamındaki longa’yı; üç yıl sonra da ikinci eseri olan “Kelebek Zabit”  adındaki makam müziği temelli tek sesli opereti besteler. Ardından, Hüseyin Saadettin Arel’den almaya başladığı armoni derslerinin etkisiyle iki ve üç sesli eserler bestelemeye başlar. Arel’in İzmir’e gitmesiyle birlikte Alnar, çoksesli yazı tekniği öğrenimine Edgar Manas’dan üç yıl boyunca aldığı armoni, füg, kontrpuan ve piyano dersleriyle devam eder. Lise öğrenimini sürdürdüğü 1922 yılında, gelen teklif üzerine, 1912 yılında udi Fahri Kopuz tarafından kurulmuş olan, dönemin ünlü topluluğu “Darüttâlim-i Mûsikî”ye (müzik öğretim heyeti) ölen kanuni âmâ Nâzım’ın yerine kanun icrâcısı olarak katılır ve 1922 – 1927 yılları arasında beş yıl bu müzik topluluğu içinde kanun ve bazen de klasik kemençe çalar.

1923 yılında, basılan ilk eseri olan “10 Saz Semaîsi”ni besteler. İstanbul Lisesi’nin 10. sınıfından sonra Alnar sınavla Güzel Sanatlar Fakültesi Mimarlık bölümüne girmiş ve bu yıllarda vokal ve piyano fügleri, keman ve piyano için sözsüz romans gibi eserlerini bestelemiştir.

1924 yılında Maarif Vekâleti’nin Avrupa’ya iki mûsikî talebesi göndereceği haberini alır ve bu sınava girer, fakat yurtdışına gitmek için açılan bu sınavı geçemez. Viyana’ya gidişi ailesinin imkanlarıyla, 3 yıl sonra, 1927’de gerçekleşir. Annesi ve kardeşi ile 1927 yılında Viyana’ya giden Alnar, Viyana’da aldığı çoksesli Avrupa müziği eğitimini şöyle dile getirir: “1927 yazında profesörüm Marx’ın isteği üzerine daha birçok fügler besteledikten sonra Viyana Müzik Akademisi’nin Kompozisyon 1. yani 5. sınıfına imtihanla girdim. Bundan 2 yıl sonra yani 1929’da Viyana Müzik Akademisi’ni (Müzik Lisesi’ni) bitirip olgunluk diploması aldım. Altı sömestri kompozisyon ve dördü de orkestra şefliği bölümünde olmak üzere Viyana Yüksek Müzik okulunda 3 yıl çalıştım ve 1932’de her iki bölümden birer diploma aldım.”
Kendisiyle aynı yıllarda Viyana’da bulunan Türk Beşleri’nin bir diğer üyesi olan Necil Kazım Akses ile aynı kompozisyon hocası olan Joseph Marx’ın talebesi olmuşlardır.

Alnar’ın bestecilik kariyeri açısından yeni bir açılım sağlamıştır. Alnar, burada genç yaşlardan itibaren geliştirmek istediği piyano düzeyini ilerletme olanağı bulur. Kabasta’dan almış olduğu orkestra şefliği öğrenimi Alnar’ın ileriki yıllarda kariyerinde önemli bir rol oynayacaktır.

Viyana eğitiminin ikinci yılında “Türk Süiti” eseriyle orkestra yazısına başlar.

Viyana’daki öğrenim yıllarında bestelediği Keman ve Piyano için Süit, Trio Fantezi, İki Piyano Etüdü gibi eserleri Türk Elçiliği’nde ve konser salonunda çalınmıştır.

Viyana’daki öğrenim yıllarında Paris’e giden Alnar, burada film müziği alanına yönelerek ilk sesli Türk filmi olan “İstanbul Sokaklarında”nın  (1930) müziğini bestelemiştir.

Muhsin Ertuğrul’un kendisinden bir operet bestelemesini istemesi üzerine, Galip Arcan’ın Fransız bir komedi oyunundan adapte ettiği ilk müzikli komedi olan “Yalova Türküsü” adlı bir vodvilin müziğini besteler ve orkestrasyonunu yapar. Yalova Türküsü’nde iki kişilik düet, dört kişilik kuartet ve beş kişilik kentet şarkılar vardır.

Filmin galasında bulunan Atatürk, Alnar hakkında “Çok alâka ve himayeye değer bir genç, demek bizde orkestra şefi de yetişti” diye iltifatta bulunmuştur.

1932 yılında tahsilini tamamlayıp yurda döndükten sonra İstanbul Şehir Tiyatrosu müzik şefliğine ve Belediye Konservatuarı müzik tarihi ve armoni öğretmenliğine atanır. Bu görevlerde 4 yıl kaldığı süre içersinde “Sarı Zeybek Opereti” (1932), Oyun Havaları (1932) 8 Piyano Parçası (1935), Prelüd ve İki Dans’ı (1935) besteler.  Sarı Zeybek Opereti (1932-33) İstanbul Şehir Tiyatrosu tarafından oynanan, singspiel türünde müzikli bir sahne oyunudur.

Alnar’ın yurt dışında tanınmasını sağlayan Prelüd ve İki Dans, Alnar’ın besteciliğinde önemli bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirilmektedir ve yapıt Universal Edition tarafından basılır.
Bu dönemde Alnar, besteciliğinin yanı sıra, Viyana, İstanbul, Prag gibi Avrupa’nın önde gelen kültür kentlerinde konuk şef olarak da önemli konserlere imza atar.

1936’da başkent Ankara’ya yerleşen Alnar, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası 2. şefliğine ve Ankara Devlet Konservatuarı’nın kompozisyon öğretmenliğine atanır. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın 1. şefi  Praetorius’un rahatsızlanması üzerine hafta konserlerini yönetir ve orkestrayı bir Türk şefin yönetmesi halk tarafından yoğun ilgiyle karşılanır.

Devlet Konservatuarı’nın kuruluşu ve işleyişini düzenlemek üzere Ankara’da bulunan besteci Paul Hindemith’in tavsiyesi üzerine o zaman Ankara’da bulunan bestecilerden Necil Kazım Akses, Ulvi Cemal Erkin ve Ferit Alnar İstanbul Belediye Konservatuarı’nın yayınladığı halk türküleri arasından seçtikleri otuz kadar türküye ikinci ses yazmışlardır. Alnar bu çalışma kapsamında 10’dan fazla türküyü (“İki Sesli Türküler” 1936) iki sesli olarak düzenler. 

1937 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün idare ve himayesi altında Halk müziği derlemelerine başlanmıştır. 1937’deki geziye Ferit Alnar, Halil Bedii Yönetken, Necil Kazım Akses, Ulvi Cemal Erkin, Muzaffer Sarısözen ve teknisyen Arif Etikan; 1938 yılındaki iki derleme gezisine Alnar, Necil Kazım Akses, Ulvi Cemal Erkin, Tahsin Banbuoğlu, Nurullah Taşkıran, Muzaffer Sarısözen , teknisyenler Arif Etikan ve Rıza Yetişen katılmışlardır. Halk müziği derleme gezilerine 1953 yılına kadar devam edilmiş, çok sayıda il gezilerek 10.000 civarında ezgi derlenmiş, 2000 kadar eser Muzaffer Sarısözen tarafından notaya alınarak “Yurttan Sesler” programlarıyla yurda yayılmıştır.

Alnar, 1937-38 yılında orkestra için “İstanbul Süiti” adlı eseri besteler.

19 Şubat 1939 tarihinde “Modern Türk Müzik Festivali” adını taşıyan konserle, Türk Beşleri olarak anılan grubun 5 bestecisi de ilk kez bir araya gelmiştir. Bu konser Riyâset-i Cumhur Filarmoni Orkestrası eşliğinde, Cemal Reşit Rey’in “Karagöz “adlı senfonik süiti, Rey’in kendi yönetiminde; Hasan Ferid Alnar’ın “Orkestra Süiti” Alnar’ın kendi yönetiminde; Ulvi Cemal Erkin’in “Piyano Konçertosu” Erkin’in solistliğinde ve Alnar’ın yönetiminde; Ahmet Adnan Saygun’un “Sihir Raksı” Saygun’un kendi yönetiminde gerçekleştirilmiş ve konserden sonra “Türk Beşleri” deyimi daha sık kullanılmaya başlanmıştır (Çalgan, 1991).

1940’ta Carl Ebert’in sahneye koyduğu Tosca operasının 2. perdesini yöneterek opera şefliğine başlar. 1941’de librettosunu kendisinin Türkçe’ye çevirdiği ilk Türkçe sözlü büyük opera olan Madam Butterfly’ı yönetir.

1942’de Fidelio, 1943’te Satılmış Nişanlı, 1944’te Figaro’nun Düğünü, 1945’te La Boheme, 1946’da Maskeli Balo adlı operaları yönetir.

1942 yılında dönemin önemli viyolonsel icracısı Davit Zirkin’in isteği üzerine “Viyolonsel Konçertosu”nu besteler ve Zirkin’e ithaf eder. Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1943’te düzenlediği beste yarışmasında Alnar bu konçertoyla, birincilik ödülünü Ulvi Cemal Erkin (Piyano Konçertosu) ve Ahmet Adnan Saygun (Yunus Emre Oratoryosu) ile birlikte paylaşmıştır.

1940’lı yılların ikinci yarısında opera sanatçısı Ayhan Aydan ile evlenir ve bu evlilikten 1947 yılında Aydın adında bir çocukları dünyaya gelir. 1952 yılında biten evliliği ve 1964 yılında oğlu Aydın’ın 17 yaşında Londra’da ölümü Alnar’ı derinden etkiler.

Goethe’nin “Faust” adlı sahne oyununa 1944 yılında koro ve orkestra için müzik besteler.

1946’da I. Şef Praetorius ölünce, Alnar Ankara’daki tek orkestra şefi olarak kalır. Tüm halk konserleri, Radyo Senfoni Orkestrası konserleri ve tüm opera temsillerini yönetir.

Sinema literatüründe “Vatan ve Namık Kemal” olarak geçen, ancak Alnar’ın kendi yazdığı eser dizininde “Namık Kemal” olarak belirttiği filmin müziğini 1949 yılında besteler.

Kendisi de kanun virtüözü olan Alnar, “Yaylı Sazlar Orkestrası için Kanun Konçertosu”nu bestelemeye 1944 yılında başlamış ve 1951’de tamamlamıştır. Yapıtın 1951 yılında Viyana Radyo Senfoni Orkestrası tarafından ilk seslendirilişinde Alnar, hem solist hem de şef olarak yer almıştır. Alnar, Viyana’daki seslendiriliş sırasında yapılan bant kaydının silindiğini bildirir (bknz dipnot).  Besteci daha sonra konçertonun üçüncü bölümünü değiştirerek 1958 yılında yapıta son halini vermiştir.  Yapıtın son haliyle ilk seslendirilişi ise 1958’de Ankara Avusturya Büyük Elçiliği’nde, bestecinin kendi solistliğinde, yaylı sazlar kuarteti eşliğinde gerçekleştirilmiştir.  Dünyada kanun için bestelenen ilk konçerto olma özelliğini taşıyan yapıt, Alnar’ın 1978’deki ölümünün ardından ilk kez, 1980 yılında kanun virtüözü Ruhi Ayangil tarafından, Hikmet Şimşek yönetimindeki İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası yaylı çalgılar grubu eşliğinde “Alnar’ı Anma Konseri”nde seslendirildi. Ardından İzmir, Ankara ve Atina’da da seslendirilen yapıt, yine Ruhi Ayangil solistliğinde ve Cem Mansur yönetimindeki Oradea Filarmoni yaylı çalgılar grubu eşliğinde Hungaraton firmasından plağa kaydedildi. Alnar’ın kanun sazındaki ustalığı, konçertonun özellikle kanun tekniği açısından oldukça güç pasajlar içermesinde önemli rol oynamaktadır.

Ahmet Kudsi Tecer’in oyunu için Köroğlu (1950) sahne müziğini besteler ve 1953 yılında ilk renkli Türk filmi olan “Halıcı Kız”ın müziklerini bestelemek üzere Münih’e gider. Yoğun olarak kanun sololarından oluşan filmin müziğinde kanun bölümlerini Alnar, piyano için yazılan bölümlerini ise Lydia Bechtold seslendirmiştir.

1953 yılında konservatuar orkestra şefliği bölümü öğretmenliğine naklini ister ve bu isteği kabul edilir. 1953-54 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Opera’da verilen halk konserlerini ve üniversite fakültesinde verilen üniversite konserlerini orkestra şefi Lawrence gelinceye kadar fahri olarak yönetir.

1955’te Muhsin Ertuğrul tarafından Opera Genel Müzik Müdürlüğü’ne getirilir ve bu görevde 5 yıl kalır.

1955 senesinin yazında orkestra için gerekli olan yabancı üyeleri Türkiye’ye getirmek üzere Avrupa’ya gönderilir.

1957 yılında Avusturyalı Hilde Hussl (Sevin Alnar) ile ikinci evliliğini gerçekleştirir.

1958’de iki haftada bir Ankara’dan İstanbul’a giderek yanan opera binasında, Ankara Devlet Operası’yla temsiller verir. 1961 yılında iktisâdi ve idari nedenlerden ötürü devlet memurluğu görevinden kendi isteğiyle emekli olur.  Ardından eşi Sevin Alnar ile birlikte Viyana’ya giderek burada 2,5 yıl kalır. 1963 yılında Türkiye’ye döner ve konuk şef olarak 1970’e kadar  Devlet Operası’nda  birçok temsil yönetir.
Yapı Kredi Bankası’nın bir siparişi üzerine 1964 yılında eşliksiz çok sesli koro için “On Halk Şarkısı”nı besteler.

Alnar, 1967’de 40. sanat yılını bir jübile ile kutlamak üzere Cumhurbaşkanlığı’na başvurmuş ve başvurusu kabul edilmiştir. Ancak jübilesi 1967’de değil, 17 Nisan 1970 tarihinde Ankara Konser Salonu’nda verilen konserle kutlanmıştır.

1973 yılında son eseri olan koro, konuşma ve orkestra için “Senfonik Parça”yı besteler.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 50. yılı sebebiyle bestelenen “Senfonik Parça”nın ilk seslendirilişi 16 Kasım 1973’te Atatürk Haftası etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilmiştir.

1976’da kendisi için İstanbul’da 70. yaş konseri düzenlenir ve Mimar Sinan Üniversitesi Radyo- TV ve Sinema Enstitüsü kendisiyle yapılmış bir söyleşiyi filme alır.

Alnar 27 Temmuz 1978 günü Ankara’da yaşamını yitirir.

1998 yılında Sevda Cenap And Müzik Vakfı Onur ödülü altın madalyası eşi Sevin Alnar’a sunulmuştur.

Alnar, otuz senelik şeflik hayatında yaklaşık 200 operet, 400 opera ve 1000 konser yönetmiştir.

İstanbul ve Ankara’da özellikle Ankara Devlet Konservatuarı’nda uzun kompozisyon öğretmenliği döneminde ikinci ve üçüncü kuşak müzisyen ve bestecilerimizden İlhan Usmanbaş, Sabahattin Kalender, Nevit Kodallı, Kemal İlerici, Muammer Sun, Çetin Işıközlü ve Gürer Aykal, Alnar’ın öğrencisi olmuşlardır.

Alnar’ın eserlerinin yayın hakkı Viyana’da Universal Edition A.G.’ye aittir.

Kaynakça:
Çalgan, K., (1991). Duyuşlar, Müzik Ansiklopedisi Yayınları.
Okyay, E., (1998). Ferid Alnar Longadan Konçertoya, Müzik Vakfı Yayınları.
Birdal, O., Biçer, B., “Ferit Alnar Üzerine Bir Başlangıç Yazısı” Musikişinas, Sayı:6, İstanbul, 2003, Sf: 144.

Dipnot: Halit Refiğ ve Özer Sezgin’in Sinema ve TV Enstitüsü’nde Ferit Alnar ile yaptıkları mülakattan (26 Mayıs 1978) 3 Ağustos 1978 tarihli Milliyet Gazetesi’nde “Alnar Anlatıyor” başlıklı haberden alıntı/ Onur Birdal, Behiye Biçer “Ferit Alnar Üzerine Bir Başlangıç Yazısı” Musikişinas, Sayı:6, İstanbul, 2003, Sf: 144.

Biyografi Derleme:
Esra Berkman
Z. Gülçin Özkişi
Aralık 2006